Herkese Merhaba 🌸
Ben Çakıl bebeğin annesi Neşe. Olacaklardan bir haber Çakıl’ı tam 37+3 gün karnımda taşıdım, bana göre çok güzel bir hamilelik geçirdim. Herşey çok güzeldi, takî en son 31 mart 2018 günü son kontrolüme gidene kadar. Nst de Çakılın hareketsiz olduğunu ve hiç bir sancımın olmadığını gördü doktorumuz. Bu normal değildi, çünkü tüm çabamıza rağmen çakıl bir türlü hareket etmiyordu karnımda. O gün tam 9 saat boyunca Nst’ye bağlı kaldım. Hareket geçirmek için aldığım serumlarım, yediğim çikolataların haddi hesabı yoktu o gün. Ama yok bir aksilik olduğu kesindi. 21-22 nisan da planlanan doğumum doktorumun acil olarak sezaryene almamız gerektiğini söyledi. Ve 1 nisan saat 10:33 2945 gram 45cm boy ve 31 cm doğan baş çevresiyle Çakıl bir melek olarak dünyaya geldi ama biz yine bu özel durumundan habersizdik. Çok cılız bir ağlamayla dünyaya geldi Çakıl. Normal gelişim gösteren bir bebek gibi dünyaya ilk geldiğinde vermesi gereken tepkilerin hiç biri yoktu.
Ama doktorumuz herşeyin yolunda olduğunu söyleyip dikişlerimi attıktan sonra o çok hevesle beklediğim yeni doğan lohusa odama çıkarttılar beni. Çakılın hazırlanıp yanıma geleceği o anı bekliyordum. Aradan saatler geçti ve içimde ki heycan yerini artık tedirgin bir duruma aldı. 3 saat sonra yenidoğan yoğunbakımda doktorun bizi yanına çağırmasıyla herşey değişti. Eşimle odadan çıkıp yoğunbakıma nasıl gittiğimizi hatırlamıyoruz bile. Çakılı kuvözün içinde ki ilk gördüğümüz halini unutamıyorum. O an gördüğüm sadece küçücük bedenine takılmış bir sürü kablo, iki kolunda iki serum hareketsiz. Ağlıyoruz. Doktor karşımıza geçti aramızda kuvöz içinde çakıl anlatıyor. “Bebeğiniz normal değil, şuan bir kaç tahlil istedik, kan şekeri 21, hipoton,anne karnında oksijensiz kalmış olabilir, beyin kanaması geçirmiş olabilir, büyük ihtimalle engelli bir bebek, epilepsi nöbetleri var yeni kontrol altına aldık, Mikrosefali olabilir ......” veee bir sürü şey daha.
Normal değil derken kasdettiği neydi acaba? Mikrosefali neydi, epilepsi neydi ki?? Hipoton neydi? Kafamızda bir dünya soru. “Bebeğiniz bir süre daha burada kalacak siz taburcu olabilirsiniz” demesiyle dünyalar başımıza yıkıldı, vücudumuza iğneler battı. Omuzlarımız çöktü perperişan olduk. O anı nasıl tarif edebilirim başka bilmiyorum kelimelerle ifade edebileceğimi de sanmıyorum. Tarifi yoktu bir anne için bunun. Elim boş, yüreğimizde yangın döndük evimize. Ertesi gün hastaneye gittiğimizde hemşirenin yardımyla kucağıma aldığım çakıl hiç bir şekilde emmiyordu. Bebeğim beni neden istemiyor diye düşünmekten alamıyordum kendimi, çünkü söz konusu söyledikleri hastalıklarının hiç birini kabul etmiyordum. 5 dakikalık kurduğumuz temas sonrasında yoğunbakımdan ağlaya ağlaya çıkartıldım ve anneliğimin 2.günü de böylelikle bitmiş oldu.
Aradan geçen günler içimde ki acıyı hiç bir şekilde hafifletmiyordu. Lohusalık denirse yaşadığıma (!) lohusalığımın tam 35.günü ayağımı kırdım, rüyamda; uykudan uyanıyorum ve Çakıl için sağdığım kesilmesini istemediğim 3-4 damla sütümü dolaba koymadığımı hatırlıyorum, merdivenden bir adım attığımı hatırlıyorum ki gözümü açtığımda acildeydim. Sol bacağım bilekten dizime kadar alçılıydı. Ama bu çakılı hergün görmeme engel değildi tabii, henüz atamadığım doğum kilolalarım, ağlamaktan şişen gözlerim, kesilmesini istemediğim için delicesine sağdığım göğüslerimin sızlaması, sezaryen dikişlerimin acısı, yüreğimde ki sancı, evladımdan uzak tam bir yetersiz anne gibi hissetmek için daha fazla sebebe ihtiyacım yoktu. Çakıla kuvöz ardından günlük 5 dakika ellerini sevmekle geçiyordu günler. 40.günü olmuştu kaldığı hastanede artık bir tedavi yapılamadığını söyleyerek başka bir hastaneye çocuk nöroloji çocuk metabolizma ve endokrinoloji bölümlerinin aynı anda olduğu bir hastameye sevk yapılması istendi.
112 acil bildirimi açıldı ve beklenmeye başladın. Günler geçiyor ama biz hala bekliyorduk. Çaresizliğimiz nereye el uzatsak geri dönmesi bizi iyiden iyiye umutsuzluğa götürüyordu. Geçen 60 gün, 70 gün. Günler bitiyor ben çakılı sadece 5 dakika görebiliyordum gün içerisinde. 80.gün çakılı ilk defa kucağıma aldığım tam da bu gördüğünüz fotoğraf işte. Eşim gizlice çekti bu fotoğrafımızı ve benim için kıymeti öyle büyüktü ki. Artık birşeylerin daha da farkındaydım ki ben bir melek annesiydim. Özel bir çocuğum vardı. Araştırmalarım, okuduğum makaleler ulaştığım doktorlar topladığım bilgiler bunu gösteriyordu. Çakıla Rabbimden bir mucize bekliyorduk anladım. Geçen 90gün,100 gün ve 107.gün. Hala bekliyorduk ve çakıl bir hastaneye sevk edilmiyordu. Bir tedavide yapılmaksızın bekliyor ve ben artık çocuğumdan ayrı vakit geçirmek istemiyordum. 107. gün sonunda geçirdiğim ciddi bir sinir krizi ardından çakılı hastaneden çıkartıp kendi çabamızla bir hastane aramaya karar verdik.
108.gün 17 temmuz 2018 tam bizim evlilik yıl dönümüzde çakıl kızımızla birlikte evdeydik. Bu geçen sürede midesine takılan bir tüple beslenmesi sağlanan 2,5 kiloluk pespembe bir kız çocuğu elimde, evindeydi 🙏🏻 1 hafta evimizde vakit geçirdikten sonra evde bir anda morarıp ve nöbet geçirmesi üzerine kendimizi bir solukta Bezmiâlem üniversitesi hastanesinde aldık. Hemen yoğunbakıma alınıp durumu stabil olunca servis yatışlarımız başladı. Bir sürü kontroller yapılan tetkikler çekilen mr’lar tomografiler bize çakılın ilk doğumdan sonra doktorun “olabilir” demesini teyit ettirir haldeydi. Tam 8 ay hiç çıkmazsızın hastane yatışımız oldu bu süreçte ilk 7ay kendi nefesini alabilen çakıl 7ay sonunda geçirdiği apneler, beyninde yaşadığı fırtınalar ona nefes almasını unutturdu ve trakeostomi açılarak %100 makinelere bağlanmasına sebep oldu. Hastanede yattığımız süreçte 6 kere toplam da 9 kere klinik durumu aniden değişerek doktorların bu sefer ümit yok demeleriyle yoğunbakıma alındı.
Toplam 16 aylık hastane yatılımız oldu. Detaylara daha fazla girmeden özetle anlatmam gerekirse bu zamana kadar 4 kez ameliyata girdi çakıl. Bunların 3ü çok kritik bekleyemeyin dercesine girdi doktorları ameliyata. Bizimle birlikte ağlayan doktorlar, hemşireler... şükürler olsun ki 1 seneyi aştı artık elimizi ayağımızı çektik hastaneler. Çakıl büyüdü, direndi. Çakıl hayata tutunmak için ciddi anlamdan meydan okudu herkese. Tüm ümitsiz diyenlere inat, bu çocuktan beklentiniz olmasın, maksimum 3 ay, 3ayı geçtikten sonra 1 sene ömür biçtikleri hayatına inat, nanik yaptı doktorlarına 🤗
Şuan baş çevresi 40cm, kilosu 14, boyu 85cm 😊
Kendimi onunla buldum, beni evladım için yaratmış rabbim, iyiki benim evladım demekten kendimi alamıyorum. Hep düşünüyorum sanki çakıl başkasının evladı olsaydı bakamazlardı diyip yine ağlıyorum 😊🙈
Allahın bana mucizesi, evimizin en kıymetlisi. Hiç bir tepki gösteremeyen çakıl, bizim itinalı bakımımız, onun gayreti, vazgeçmeyişimizle birlikte artık seslere çok güzel tepki veriyor. Mutsuzluğunu memnuniyetsizliğini belli edebiliyor 😊 ağlıyor, gülüyor. Ara ara sesi çıkıyor, o sesini çıkardıkça ağladıkça biz mutlu oluyoruz. hatta keyfi yerindeyse ANNE bile diyor 🥰
Bir gün içerisinde kullandığı onlara ilaca rağmen ağzının içi cennet bahçesi gibi kokuyor, pespembe teni var. Her yoğunbakıma yatış süreçlerinde damar yolu bulamadıkları sebebine başından bulmak için damar yolunu kazıdıkları saçları uzadı, o yüzden tokalarımız vazgeçilmezimiz oldu 😊 Süreçlerimizi yakından takip eden sevdiklerimiz Tüm Türkiyeden çakıla toka göndermeye devam ediyor ve biz çok mutlu oluyoruz 🥰 çakıl tüm yüküne rağmen direniyor, o direndikçe ben gardımı daha da kuvvetlendiriyorum. Ben Neşe. Eğleniyoruz, gülüyoruz, keyifli vakitler geçiriyoruz birlikte.
Evet dışarı pek çıkamıyoruz gezemiyoruz belki ama biz böyle de mutlu olmayı çoktan öğrendik 🤗 onu hiç bir zaman yük olarak değil, bize rabbimden bahşedilen en mükemmel hediye olarak gördük 🙏🏻 bu yazımı okuyan güzel ve özel evladı sahip olan anne, sakın çocuğundan onun hayata tutunuş çabasınsan sende vazgeçme! İnan herşey çok daha güzel olacak inan!🙏🏻
Ve ben yine uzun zamandır kendimi 31 yaşıma kadar hiç hissetmediğim derece güçlü hissediyorum günden güne. Supermom olmak mesele değil, benim gücüm bambaşka.. Bu gücü Çakıldan aldığım da kesin ♥️ #iyikibenimsinÇakıl