Epilepsi Sözlüğü

RAKAMLARLA EPİLEPSİ

65 MİLYON: Dünya genelinde epilepsi hastası olan insan sayısı.

1.000 KİŞİDEN %4-10: Dünyada herhangi bir zamanda aktif nöbet geçiren insan sayısı.​

3'te 1'i : Kontrol edilemeyen nöbetlerle yaşayan epilepsi hastalarının sayısı.

10 Kişinin 6'sı: Nedeni bilinmeyen epilepsi hastalarının sayısı.

Epilepsi hastalığı kendini çeşitli türde nöbetlerle belli eden ve toplumdaki yaygınlığı genellikle gerçek oranlardan daha az tahmin edilen bir hastalıktır. 

Her yıl yaklaşık 2,4 milyon yeni epilepsi hastası eklenmektedir.

Hastalık, erkek ve kadınlarda eşit sıklıkta görülmektedir.

Ülkemizde de bu sayı 750 bin civarındadır.

Epilepsi, dünya nüfusunun yaklaşık %1'inde görülmektedir.

Epilepsi nöbetleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte, çocukluk ve yaşlılık döneminde daha sık ortaya çıkmaktadır.



EPİLEPSİ: Epilepsi iki Yunanca kelimeden oluşmuştur; ‘Epi’: üzerinde, ‘-lepsis’: tutmak, tutup sarsmak anlamına gelir. Kelime anlamı yakalamak, birden tutmaktır. Yunancada nöbet anlamında kullanılmaktadır. Nöbet ise Latince ele geçirmek anlamına gelen ‘sacire’ kelimesinden gelmektedir (1). Tekrarlayıcı epileptik nöbetlerle ayırt edilen kronik bir nörolojik durum (epileptik bozukluk); veya epileptik bozukluk olarak değerlendirilebilecek olan ve kronik tekrarlayıcı epileptik nöbetlerin görüldüğü durumlar (epilepsiler) (2). Çok sayıda serebral nöronun anormal yoğunlukta ve aynı anda uyarılarından (epileptik deşarj) ileri gelen paroksismal kronik hastalık (3).

AKTİF EPİLEPSİ: AEİ tedavisi altında olup olmadığına bakılmaksızın, son 5 yıl içinde en az bir epileptik nöbet geçirmiş olan epilepsili bir kişinin olgusu (2).

DİRENÇLİ EPİLEPSİ: : İlk üç AEİ tedavisiyle uzun süreli düzelme göstermeyen epilepsi hastaları, dirençli epilepsi olgusu olarak kabul edilir (2). Epilepsi hastalarının %30’unda ilaca dirençli epilepsiler görülür (1). 

KATASTROFİK EPİLEPSİ: Çocuklarda yaşamın erken döneminde başlayan ve toksik dozda antiepileptik ilaca rağmen süren dirençli nöbetler ve zihinsel gelişimin durması veya gerilemesiyle ayırt edilen epileptik bozukluk (2). 

LATERAL TEMPORAL LOB EPİLEPSİLERİ: İşitsel varsanılar veya yanılsamalar veya rüya halleri, görsel algı çarpılmaları, dil yetisi açısından üstün hemisferde odak bulunması durumunda ise dil yetisi bozuklukları ile ayırt edilen basit parsiyel nöbetler (2) ile görülen epileptik bozukluk. 

EPİLEPTİFORM: Epilepsiye benzeyen (3).

EPİLEPTİK: Epilepsi ile ilgili, epilepsili kişi (3).

EPİLEPTİK ENSEFALOPATİ: Epileptik anormalliklerin beyin işlevindeki ilerleyici bozulmaya katkıda bulunduğu düşünülen durum. Çok sık veya ciddi nöbetlere veya neredeyse sürekli interiktal paroksismal aktiviteye bağlı olabilir. Epileptik ensefalopatiler: Erken miyoklonik ensefalopati, Ohtahara Sendromu, West sendromu, Dravet sendromu, İlerleyici olmayan ensefalopatilerdeki myoklonik status, Lennox-Gastaut sendromu, Landau-Kleffner sendromu, Yavaş dalgalı uykuda sürekli diken-dalgalı epilepsi (2).

GELİŞİMSEL VE EPİLEPTİK ENSEFALOPATİLER: epileptik ensefalopatiyle seyreden epileptik sendromlarda etyolojiden genellikle genetik bozukluklar sorumludur ve gelişimsel gerilemede epileptik aktivitenin yanında direkt olarak genetik bozukluğun da rolü olabilir. Genetik kökenli epileptik ensefalopatilerde gelişimsel geriliğin zamanlaması farklılık gösterebilir: epileptik nöbetler başlamadan önce gelişimsel gerilik mevcut olabilir, gelişimin normal olduğu bir dönemi takiben EEG’de yoğun epileptik aktivite ortaya çıkmadan önce gelişim yavaşlamaya başlayabilir ya da epileptik nöbetler görece daha erken dönemde başlar ancak gelişimsel sonuçları daha belirgin olabilir. Bazı gelişimsel ve epileptik ensefalopatilerde adlandırma yapılırken sorumlu genin adı kullanılabilir; KCNQ2 ensefalopatisi, SCN2A ensefalopatisi gibi (1). 

EPİLEPTİK HASTALIK: Epileptik nöbetlere yol açan, iyi tanımlanmış, özgül tek bir etyolojisi olan patolojik durum. Örneğin progresif miyoklonik epilepsi bir sendromdur fakat Unverricht-Lundborg bir hastalıktır (2).

EPİLEPTİK NÖBET: (Epileptik Atak) Az ya da çok yaygın bir grup serebral nöronun anormal, aşırı aktivitesi sonucu ortaya çıkan geçici klinik olaylardır. epileptik nöbetler genellikle kısadır, birkaç saniye ya da dakika sürerler; tamamen motor veya diğer beyin fonksiyonlarının da etkilendiği davranış görüntülerinin aniden ortaya çıkışı ile dikkat çekerler (4).

  • JENERALİZE NÖBET: Nöbetin başlangıç bulgularına göre jeneralize nöbet (1) başlangıç semiyolojisinin, her iki beyin hemisferinin birden, minimalden daha çok tutulduğunu gösteren epileptik nöbet. Bilinç bozulabilir, motor gösteriler çift taraflıdır (2). 
  • PARSİYEL-FOKAL NÖBET: Uluslararası Epilepsiyle Mücadele Birliği (ILAE) 2017 epileptik nöbet sınıflamasında, nöbet başlangıç odağını daha iyi tanımlayan fokal teriminin kullanılması tercih edilmiştir (1). Başlangıç semiyolojisi, bir beyin hemisferinin yalnız bir kısmının aktivasyonunu gösteren epileptik nöbet (2). 
  • SINIFLANMAYAN NÖBET: Başlangıç aşaması bilinemeyen (jeneralize ya da fokal olmayan) nöbetler (1).
  • AURA: Nöbetin bilinç bozulmasından önce gelen ve nöbet bittikten sonra anımsanan parçasıdır. Aura tipleri: somatik-duyusal aura, görsel aura, işitsel aura, koku aurası, tat aurası, otonomik aura, abdominal aura, psişik aura (2). 
  • OTONOMİK NÖBET: Nesnel olarak belgelenmiş ve fark edilebilir bir işlev bozulması biçimindeki nöbet. Kusma, solukluk, yüz kızarması, terleme, tüylerin dikleşmesi, göz bebeklerinin genişlemesi, barsak sesleri ve idrar kaçırma sayılabilir (2).
  • DİYALEPTİK NÖBET: Ağırlıklı bozulması bilinç bozulmasından oluşan nöbet. Uluslararası Epileptik Nöbet Sınıflamasında bilinç bozulması, motor aksamaların yol açmadığı yanıtsızlık veya yanıt azalması dönemleri biçiminde tanımlanmıştır (2).
  • MOTOR NÖBET: Herhangi bir biçimde kasları tutan, kas kasılmasında,bir harekete yol açacak artış veya azalma biçimindeki epileptik nöbet (2).

MİYOKLONİK NÖBET: Değişik kaslarda veya kas kümelerinde, ani, kısa süreli, tek veya birkaç kasılma biçimindeki motor nöbet. Miyoklonik atımlar yaygın olabileceği gibi, yüze ve gövdeye, bir ya da her iki kol veya bacağa, tek bir kasa ya da kas kümesine sınırlı olabilir. Hızlı tekrarlayıcı ya da tek başına olabilir. Ağırlıklı olarak uykuya yatma veya uykudan uyanma saatlerinde ortaya çıkabilir (2).

TONİK NÖBET: Kas kasılmasında birkaç saniyeden dakikalara kadar süren uzun süreli bir artışa yol açan motor nöbet. Jeneralize tonik nöbette beden kaslarındaki ani tonus artışıyla birlikte hasta kaskatı olur ve yere düşer. Asimetrik tonik nöbetler omuzların ve kalçanın çift taraflı, genellikle asimetrik postürüyle birlikte, kolda abdüksiyon ve yukarı kalkma, gözlerin, başın ve gövdenin bir tarafa çevrilmesi biçiminde postüral nöbetlerdir. bilinç başlangıçta korunduğu halde sonradan bozulabilir (2).

KLONİK NÖBET: Aynı kas kümelerini tutan, saniyede yaklaşık 2-3 kez tekrarlayan ve uzun süren miyoklonik atımlardan oluşan motor nöbet (2).

TONİK-KLONİK NÖBET: Tonik evreyi izleyen bir klonik evreden oluşan motor nöbet. Jeneralize nöbetlerin en sık rastlanan tipi grand mal olarak da bilinen tonik-klonik nöbetlerdir. Bazı hastalar tonik-klonik nöbetten önce iyi anlatılamayan bir şey yaşar fakat çoğu herhangi bir haberci belirti olmadan bilincini kaybeder. Kaslarda ani ve şiddetli bir kasılma olur; solunum kasları tutulduğunda hırıltı, çığlık veya inilti duyulur; hasta tonik durumda yere düşer, bazen düşerken yaralanır. Hasta kaskatı durumda yatar, bu evrede tonik kasılma yüzünden solunum engellenir ve siyanoz olabilir. Dilini ısırabilir ve idrar kaçırabilir. Bu tonik evreden sonra süresi değişebilen klonik konvülsiyon hareketleri başlar. Bu evrede konvülsiyon hareketlerinin arasında hırıltılı solunum esintileri olabilir, fakat çoğunlukla hasta siyanotik kalır ve ağzından salya akabilir. Bu evrenin sonunda derin solunum başlar ve kaslar gevşer, ardından hasta değişken bir süre boyunca bilinçsiz kalır, uyandığında her tarafı tutulmuş ve ağrı içindedir. Sonra çoğunlukla derin bir uykuya dalar; uyandığında baş ağrısı ve kas ağrıları dışında nispeten iyidir (2). 

GRAND MAL: Fokal başlangıçlı olan veya olmayan jeneralize (tonik, klonik, tonik-klonik vb.) konvülsiyonlar ve bilinç kaybı bulunan bütün nöbetleri kapsayan ve artı önerilmeyen eski terim (2).

VERSİF NÖBET: Gözlerin veya başın veya bütün bedenin bir tarafa çevrilmesi biçimindeki motor nöbet (2). 

  • KARMAŞIK MOTOR NÖBET: Duruma uygun olmamakla birlikte normal hareketlere benzeyen, nispeten karmaşık hareketler biçimindeki motor nöbet. buradaki karmaşık terimi, hareketin karmaşık özelliğiyle ilgilidir; hastada nöbet sırasında bilinç kaybı olduğu anlamına gelmez (2).

HİPERMOTOR NÖBET: Ağırlıklı olarak proksimal veya aksiyal kasları tutarak, pedal çevirme, kalça atma, sallanma hareketleri gibi düzensiz ardışık balistik hareketlere yol açan; veya sürdürülen harekelerin hızlanması veya bir hareketin uygun olmayan bir hızda yapılması biçimindeki otomatizma (2). 

OTOMOTOR NÖBET: Başlıca gösterileri el ve ayakların distal parçalarını veya ağız ve dili tutan otomatizmal olan motor nöbet. Bilinç genellikle bozulur fakat özellikle baskın olmayan hemisferden kaynaklanan nöbetlerde korunabilir (2).

JELASTİK NÖBET: Genellikle uygun duygudurum ifadesi olmadan gülme veya kıkırdama patlamaları biçimindeki otomatizma (2).

ATONİK NÖBET: Kas tonusunda birkaç saniye süren ani biz azalma veya kayıp sonucunda ortaya çıkan nöbet (2).

ASTATİK NÖBET: Atonik, miyoklonik veya tonik bir mekanizma sonucunda ayakta duruşun kaybı (düşme) biçiminde nöbet (2).

HİPOMOTOR NÖBET: Başlıca gösterisi yeni motor gösteriler ortaya çıkmaksızın, sürdürülen motor aktivitenin genliğinde veya hızında azalma veya tam kayıptan ibaret olan nöbet (2).

AKİNETİK NÖBET: İstemli hareketleri yapamamayla ayırt edilen nöbet. Nöbet sırasında bilinç korunur (2).

NEGATİF MİYOKLONİK NÖBET: Tonik kas aktivitesinin öncesinde miyoklonik bir atım olmadan kısa bir süre (500 milisaniye) için kesildiği nöbet (2). 

AFAZİK NÖBET: İlgili birincil duyusal veya motor yollarda işlev bozulması olmaksızın, anlama bozukluğu, anomi, parafazik hatalar veya bnların karışımı biçiminde görülen, dil yetisini tutan iletişim bozukluğuyla ayırt edilen nöbet (2).

NEGATİF NÖBET: İhmal sendromu, katastrofik depresyon, apraksi, afazi, amnezi, homonim hemianopsi ve hemiparezi gibi değişik biçimlerde ortaya çıkabilir. 

  • DİSTONİK NÖBET: Agonist ve antagonist kaslarda atetoid veya bükülme biçiminde hareketlere ve anormal postülere yol açan uzun süreli kasılmalar biçimindeki motor nöbet (2).
  • DUYUSAL NÖBET: Bir hemisferdeki duyusal korteks alanlarının aktivasyonu gösteren ve dış dünyadaki, uygun uyaranların yol açmadığı bir algı yaşantısı biçimindeki nöbet. 
  • EKSTATİK NÖBET: Parsiyel epilepsi hastaları nadiren duyusal varsanılar, erotik duyumlar, “dinsel-ruhsal” yaşantılar yanında, iyi betimlenemeyen haz yaşantıları biçiminde ekstatik nöbetler bildirir. Mezyal temporal lob tutulumunun nadir bir gösterisi olan bu nöbetler Dostoyevski epilepsisi olarak da bilinir.  Bu hastalarda nöbet geçirmeyi dileme, kendi kendine nöbet yarma veya tedaviye uymama sık görülür (2).
  • EPİLEPTİK OLMAYAN NÖBET: Beyindeki bir nöron takımının anormal ve aşırı boşalımıyla ilişkisiz olduğu öngörülen klinik gösteriler. Bunlar ikiye ayrılabilir: beyi işlevinin bozulmasına bağlı olan olaylar (baş dönmesi, senkop, uyku ve hareket bozuklukları, geçici global amnezi, migren, idrar kaçırma); yalancı nöbetler (psikojenik kaynaklı olduğu öngörülen, epileptik olmayan ani anormal davranışsal olaylar; bunlar gerçek epileptik nöbetlerle birlikte de olabilir).
  • FEBRİL KONVÜLSİYON: Çocuklukta, daha önce yenidoğan nöbetleri veya uyarılmamış nöbetler geçirmiş olmaksızın, bir aylıktan sonra geçirilen, merkezi sinir sistemi infeksiyonunun yol açmadığı bir ateşli hastalığa eşlik eden ve diğer akut semptomatik nöbet ölçülerini karşılamayan epileptik nöbet (2).
  • HİPOKAMPUS NÖBETLERİ: Temporal lob epilepsisinde en sık rastlanan nöbet biçimidir. nöbetler, yükselen epigastrik rahatsızlık, bulantı, belirgin otonomik bulgular ve karın ağrısı ve karın gurultusu, geğirme, yüzde solukluk, dolgunluk, kızarma, solunum durması, göz bebeği genişlemesi, korku, panik, koku ve tat varsanıları gibi belirtilerle başlar. ardından genellikle bilinç bozulmasıyla birlikte ağız ve el otomatizmaları ortaya çıkar (2).
  • KATILMA NÖBETİ: Soluk ve siyanozlu katılma nöbetleri, erken çocuklukta sık görülen senko biçimleridir ve yanlışlıkla epilepsi tanısı konn paroksizmal olayların başında gelir (2). 
  • KATAMENYAL NÖBET: Ağırlıklı olarak veya yalnızca menstruasyon döngüsünün herhangi bir evresinde ortaya çıkan epileptik nöbet (2).
  • PRİDOKSİNE BAĞLI NÖBETLER:
  • PSİKOMOTOR NÖBET: Bu terimin kullanımı artık önerilmemektedir. Uluslararası Epileptik Nöbet Sınıflamasının 1981 önerisinde bunun yerine kompleks parsiyel nöbet terimi tercih edilmiştir. Semiyolojik Nöbet Sınıflamasının 1998 önerisinde ise otomotor nöbet terimiyle değiştirilmiştir (2). 
  • PROVAKE / REAKTİF / AKUT SEMPTOMATİK NÖBET: Geçici bir faktöre bağlı olarak, beynin normal olduğu düşünülen bir kişide, nöbet eşiğinin düşmesi (kafa travması, ateş, ilaç entoksikasyonuna bağlı gelişen nöbetler, vb.) sonucu ortaya çıkan nöbetlerdir (1).
  • SEKONDER JENERALİZE NÖBET: Jeneralize tonik-klonik, tonik veya klonik konvülsiyonlara dönüşen parsiyel nöbet. Sekonder jeneralize nöbetlerde ya bir basit parsiyel nöbet jeneralize nöbete dönüşür ya da bir kompleks parsiyel nöbet jeneralize nöbete dönüşür veya bir basit parsiyel nöbet önce kompleks parsiyel nöbete dönüştükten sonra jeneralize nöbete dönüşür (2). 
  • SINIFLANDIRILAMAYAN NÖBET: Uygun ve tam olmayan veriler yüzünden sınıflanamayan ve betimlenen sınıflara uymayan epileptik nöbet. Ritmik göz hareketleri, çiğneme ve yüzme hareketleri gibi bazı yenidoğan nöbetleri (2). 
  • SINIRLI SÜRELİ NÖBET: Hastaların çoğunun geçirdiği nöbetlerin büyük çoğunluğunda olduğu gibi sınırlı bir süre geçtiğinde kendiliğinden duran nöbet (2). 
  • SİNSİ NÖBET: Otomatizmalı veya otomatizmasız olabilen, kısa süreli bilinç bozulması biçimindeki nöbetler. Günlük yaşamda fark edilmeyebilir fakat video-EEG izleminde daha kolaylıkla saptanabilir (2). 
  • SUBKLİNİK NÖBET: EEG’de nöbet örüntüsü bulunduğu halde klinik nöbet gösterisinin eşlik etmediği durum. Tanım gereği klinik gösterinin eşlik etmediği bir epilpeptiform EEG boşalımı, nöbet sayılmaz. Bununla birlikte subklinik nöbt aktivitesi, epilepsili kişilerdeki bellek kusurlarının bir kısmından sorumlu olabilir (2). 
  • TEPKİSEL NÖBET:  Araya giren hastalık, uykusuz kalma veya duygusal zorlanma gibi geçici sistemik düzensizliklerle ilişkili olarak geçirilen nöbet (2).
  • TETİKLENMİŞ NÖBET: Nöbetlerden önce her zaman çevresel veya içsel etmenlerin geldiği nöbet. Tetikleyici uyaranlar kronik epilepsili hastalarda nöbet geçirme sıklığını artırabilen ve epileptik olmayan yatkın kişilere nöbet geçirtebilen, geçici ve sporadik, içsel veya dışsal öğeler (2). 
  • UYKU-UYANIKLIK DURUMUNA BAĞLI NÖBET: Yalnızca ve ağırlıklı olarak değişik uyuklama, uyku veya uyanma evrelerinden birinde ortaya çıkan epileptik nöbet. uyku ile epilepsi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. uyku, interiktal epileptiform boşalımların güçlü bir uyarıcısı olduğu gibi bazı epilepsi sendromlarında nöbetler de uykuyla çok sıkı bir ilişki içinde geçirilir (2). 
  • UZAK SEMPTOMATİK NÖBET: Statik ensefalopatiye yol açan durumlara bağlı uyarılmamış nöbet. Uzak semptomatik nöbetler geçiren kişiler, genellikle statik bir lezyona yol açtığı öngörülen, infeksiyon, kafa travması veya beyin damar hastalığı gibi merkezi sinir sistemi hasarlarının sonucunda epipelsili olan olgulardır (2).
  • YALANCI NÖBETLER: 
  • YALIN DUYUSAL NÖBET: Somatik duyu, görme, işitme, koku, tat, karın veya baş duyuları gibi tek bir birincil duyu türünü tutan, biçimlenmemiş tek bir duyumla ayırt edilen aura (2) ile gözlenen nöbet. Oksipital ve pariyetal lob nöbetleri bunun örnekleridir (2). 
  • YAŞLILARDA NÖBET: Yaşlılarda nöbet ve epilepsi genellikle bilnenden daha sıktır. İnme en sık rastlanan sebeptir. Status epilepticus’a yakalanma hızı genel nüfustakinin neredeyse iki katıdır, ölüm hızı yüksektir (2).
  • YENİDOĞAN NÖBETLERİ: Yaşamın ilk dört haftasında geçirilen nöbetlerdir. Büyük çocukların ve yetişkinlerin nöbetlerinden farklıdır. Başlıca nöbet tipleri sinsi nöbetler, tonik nöbetler, klonik nöbetler, miyoklonik nöbetle ve paroksizmal olmayan tekrarlayıcı davranışlardır. Klinik gösteriler sıklıkla gözden kaçtığı için sinsi nöbet diye betimlenen nöbetler en sık rastlanan yenidoğan nöbetleridir. Bunlar, birlikte atım olsun veya olmasın, gözlerin tonik yatay kayması, göz kapaklarını kırpma veya titretme, emme, ağız şapırdatma veya diğer ağız ve dil hareketleri, yüzme veya pedal çevirme hareketleri, nadiren de solunum durması nöbetleridir. Başka yenidoğan nöbetleri, deserebrasyon veya dekortikasyon postürünü andıran, kol ve bacakların tonik ekstansiyonu biçiminde ortaya çıkar.  Bunlar özellikle erken doğmuş çocuklarda görülür. Bir kol veya bacakta, bedenin diğer parçalarına veya diğer kol veya bacağa da yürüyebilen, klonik hareketlerle nitelenen multifokal klonik nöbetler veya daha lokalize olan fokal klonik nöbetler ortaya çıkabilir. bu sonuncu durumda çocuk genellikle bilinçsiz değildir. nadiren miyoklonik nöbetler ortaya çıkabilir EEG örüntüsü de çoğunlukla “suppression-burst” aktivitesidir (2).

EPİLEPTOJENEZ: Bir beyin hasarından sonra, normal beynin bir bölümünü aşırı uyarılabilir hale getiren moleküler ve hücresel bozulma süreci (2).

EPİLEPTOJENİK: Epilepsiye yol açan (3). 

EPİLEPTOLOJİ: Epilepsiyi inceleyen tıp bilim dalı (3).

EPİLEPTOZ:  Epilepsiyle gelişen mental bozukluk (3).

ETİYOLOJİ:[Yun.aitia, neden; logos, bilim]. Hastalıkların nedenlerinin incelenmesi (2).

ETKEN MADDE: [içeren ticari isimler (1, 2, 6)]

HASTALIK: Türk Dil Kurumu’nun tanımlamasına göre hastalık, organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumudur. Epilepsi geçmişte bir bozukluk olarak adlandırılırken, günümüzde Uluslararası Epilepsiyle Mücadele Birliği (ILAE) ve Uluslararası Epilepsi Bürosu (IBE) tarafından hastalık olarak adlandırılması önerilmiştir (1).

İDİYOPATİK: [Yun. idio, kendinde; pathe, hastalık]. 1-Kendinde oluşan ya da bulunan, kendine özgü hastalık. 2-Orijini bilinmeyen hastalık (2). Genellikle kriptojenik ile aynı anlamda kullanılsa da idiyopatik, patofizyolojisi bilinmeyen anlamındadır. 

KONVÜLZİYON: Nöbet sırasında ortaya çıkan motor aktiviteyi tanımlar ancak çoğu kez yanlış olarak tüm nöbet tipleri için kullanılır. Tonik, klonik, miyoklonik veya tonik-klonik nöbetleri kapsar. Çok kullanılan bir terim olmakla birlikte 2017 epileptik nöbet sınıflamasında yer almamaktadır (1).

KRİPTOJENİK: Kriptojenetik. [Yun. kruptos; genesis, köken] etiyolojisi gizli kalmış, aydınlatılamamış hastalık (2).

PAROKSİSMAL OLAY: Gözlemcinin, epileptik olduğunu kabul etmek için yeterli kanıt bulunmadığına inandığı, nöbete benzer olay (2).

SAĞLIK: Dünya Sağlık Örgütü Anayasası’na göre sağlık, sadece hasta veya sakat olmama hali değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma halidir.

SEMİYOLOJİ: Semptomatoloji. Bir organın lezyonu ya da bir fonksiyonunun bozukluğunu gösteren belirtileri ve işaretleri inceleyen tıp kolu (3).

SENDROM: [Yun. sundromê, yarışma]. Belirli sayıda hastalıkta aynı zamanda oluşan semptomların (belirtilerin) bir grubunun ortaya çıkması (2).

STATUS EPİLEPTİKUS (SE): Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Epilepsiyle Mücadele Birliği (ILAE) status epileptikusu, konvülsiyon nöbetlerinin aralıksız devamlı bilinç kaybı ve 30 dakikadan fazla sürmesi şeklinde tanımlamıştır. Çocuklarda nöbetlerin 5 dakikadan fazla aralıksız sürmesi, EEG’de elektrografik nöbet aktivitesinin devamlılığı, 5 dakikadan sonra bilinç açılmaması SE tanısı konmasını sağlar. Klinik açıdan bakıldığında nöbetlerin aralıksız sürmesi ya da kısa aralıklarla dakikalarca sürmesi önemli bir fark yaratmaz (1). 






KAYNAKLAR: 

  • Apak, S., Tatlı, B., Pediatrik Epileptoloji, Nobel Tıp Kitabevleri, 2019.
  • Yiğit, A., Epilepsi Sözlüğü, Nobel Tıp Kitabevleri , 2008.
    1. Dökmeci, İ., Tıp Dilinde Yeni Cep Sözlüğü, Nobel Tıp Kitabevleri, 2002.
    2. Arzimanoglou, A., Guerrini, R., Aicardi, J., çev. Dervent, A., Eşkazan, E., Aicardi’nin Çocuklarda Epilepsi, İstanbul Medikal Yayıncılık, 2007.
    3. Yalaz, K., Temel Gelişimsel Çocuk Nörolojisi, Hipokrat Kitabevi, 2018.